DİYARBAKIR
SURLARI VE TARİHİ YAPILARI
ÜZERİNDEKİ
KİTABELERİN KORUNMASI
Fotoğraflar
>>
RAPOR
Prof. Dr. Halil Değertekin
Diyarbakır Tanıtma, Kültür ve Yardımlaşma
Vakfı, Ankara 2007
DİYARBAKIR SURLARI VE TARİHİ YAPILARINDAKİ
KİTABE VE KABARTMALARIN TARİHİ GEÇMİŞİ
Diyarbakır tarihin ilk çağlarından günümüze kadar Kuzey Mezopotamya’da önemini yitirmeden yaşayabilmiş bir şehirdir. Mezopotamya ile Anadolu’nun, Asya ile Avrupa’nın, Kafkaslar- Karadeniz ile Akdeniz’in kesişme kavşağında ve tarihi ipek yolu üzerinde her zaman önemini koruyabilmiş askeri, siyasi, kültürel ve sosyal açıdan dikkati çeken bir merkezdir.
Diyarbakır, binlerce yıldan beri bu topraklarda yaşamış birçok medeniyetin tarihi ve kültürel mirasını günümüze kadar taşıyabilmiş bir şehirdir. Bu mirasın en canlı ve ölümsüz örneği Diyarbakır Surlarıdır. Ayrıca şehir merkezindeki birçok kilise, camii, medrese ve diğer mimari yapılar da Romalı’lardan başlayan Bizans, Arap ve çeşitli Türk İslam Devletleri ile devam eden birçok önemli medeniyetin en canlı izleri olarak günümüze kadar gelebilmişlerdir.
Diyarbakır Surları günümüzdeki şekli ile M.S. 346 yılında Bizans İmparatoru II. Konstantinus döneminde yapılmıştır. O günden günümüze kadar surlar zaman zaman onarılmış ve yenilenmişlerdir. Birçok uygarlık kendi döneminde yeni burçlar, kitabeler ve süslemeler, motiflerle surlara kendi imzalarını atmışlardır. Özellikle Romalılar, Bizanslılar, Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artukoğulları, Eyyübiler, Akkoyunlular ve Osmanlılardan günümüze kadar gelen bir çok kıymetli burç, kitabe ve kabartmalar bulunmaktadır. Bu eserler o dönemlerin canlı birer şahidi olarak hala yaşamaktadır.
Diyarbakır Surları’nın yapımında, yörenin temel yapı malzemesi olan gri-siyah renkli ve çok sağlam olan bazalt taşı kullanılmıştır. Bu nedenle kitabe ve kabartmalar geçen çok uzun zamana rağmen bozulmadan günümüze kadar gelebilmiştir.
Surlar üzerinde her biri birer sanat esri olan çok sayıda kitabe ve kabartma bulunmaktadır. Özellikle Yedi Kardeş,Evli Beden,Nur,Selçuklu Burçları gibi büyük burçların kitabeleri ve beraberindeki hayvan kabartmaları çok etkileyicidir. Surlarda figür olarak en sık aslan,çift başlı kartal,kaplan, çeşitli yırtıcı hayvanlar,at, kuş ve akrep figürleri kullanılmıştır. Özellikle aslan ve çift başlı kartal figürleri Yedi Kardeş ve Evli Beden gibi Artuklu burçlarında en sık kullanılan figürlerdir. Çift başlı kartal figürü aynı zamanda Seçuklular’ın simgesi olmuştur. Bu iki figür güç ve ihtişam belirtisi olarak seçilmişlerdir. Yedi Kardeş ve Evli Beden Burçlarındaki aslan figürleri ‘Avrasya Aslan Modeli’ ne uymakta, doğu ve batı medeniyetlerinin ortak mitolojik özelliklerini taşımaktadır. Aslanların kanatları, ejderha başı şeklinde kuyrukları ve başlarında taçları çok ilginçtir. Nur ve Selçuklu Burçlarında ise ‘Gülen Aslan’ kabartmaları dikkat çekmektedir. Ayrıca Nur Burcu, kitabenin yanı sıra simetrik olarak yerleştirilen at, dağ keçisi,kuş ve kadın motifleri ile gerçek bir sanat şaheseridir.
Dağ Kapı ve Mardin Kapı çevresindeki Roma,Bizans,Abbasi, Mervani ve Osmanlı dönemlerinden kalan onarım kitabelerinin yanı sıra muhtemelen onarımlar sırasında yerleştirilmiş mezar taşı, eski anıt parçaları ve inanılmaz canlılıkta çeşitli hayvan ve bitki figürleri çok etkileyicidir. Bunların yanı sıra çeşitli şekillerdeki gamalı haçlar ve anlamları tam bilinmeyen çok sayıda kabartmalar da bulunmaktadır.
Surlar üzerindeki hayvan ve bitki figürleri bize o zamanın sanat zevki zenginliği dışında hayvan ve bitki çeşidi hakkında da bilgi vermektedir.
Diyarbakır Surları, eski geçmişlerine rağmen uzun yıllar boyunca, sağlamlığı ve dayanıklılığı ile günümüze kadar büyük oranda korunarak gelmiştir.
Kale surları ve burçları üzerinde sırasıyla aşağıdaki değişik medeniyetlerin kitabeleri bulunmaktadır ve bunlar zamanın geçerli dili kullanılarak yazılmışlardır.
Roma dönemine ( MÖ 69- MS 395) ait kitabeler Latince,
Bizans dönemine (395-639) ait kitabeler Grekçe,
Emevi (661-750), Abbasi (750-869) ve Mervani dönemine (984-1085) ait kitabeler Arapça yazılmışlardır.
Büyük Selçuklular (1085-1093), Şam Selçukluları (1093),İnaloğulları (1907-1142), Nisanoğulları (1142-1183), Artuklu (1183-1232), Eyyubi (1232-1240) ve Akkoyunlu (1401-1507)dönemlerine ait kitabeler ise Arap harfleri ile Türkçe yazılmışlardır.
Osmanlılar dönemine (1515-1923) ait kitabelerde ise Farsça ve Osmanlıca kullanılmıştır.
Diyarbakır’da surlardan ayrı olarak camiler ve diğer tarihi yapılarda da çeşitli kitabeler ve süslemeler kullanılmıştır. Bunların başında Ulu Camii gelmektedir. Ulu Cami, Anadolu’daki en eski ibadet yerlerinden biridir. Romalılar dönemimde Mar Toma Kilisesi olarak bilinmektedir. Müslüman Araplar tarafından 639 yılında şehrin alınması ile camiye çevrilmiştir. Ulu Camide muhtemelen Roma dönemindeki bir amfiteatrdan alınan çok değerli mermer sütunlar ve sütun başlıkları ile çeşitli bitki desenli kabartmalar bulunmaktadır. Araplar ve Türk İslam Devletleri döneminden de birçok kitabe ve kabartma günümüze kadar gelmiştir.
GÜNÜMÜZDEKİ DURUM
Günümüzde gerek surlar gerekse başta Ulu Cami olmak üzere birçok tarihi yapıdaki kitabe ve kabartmalar çok ciddi bir tehlike altındadır. Surlardaki ve diğer tarihi yapılardaki bazalt taştan yapılan kitabe ve kabartmalar zaman içindeki doğal yıpranmalarına rağmen bazalt taşının sağlamlığı nedeniyle büyük oranda günümüze kadar korunarak gelmişlerdir. Buna karşılık beyaz taştan yapılan (Kalkerli taş) kitabe ve kabartmalar ise büyük oranda bozulmuş hatta yer yer tamamen kaybolmuşlardır. (Ekteki fotoğraflar)
Özellikle Dağ Kapı çevresindeki Arap ve Türk-İslam Dönemi kitabeleri, Yeni Kapı Burcu ve Tek Beden Kitabeleri be diğer burçlardaki kitabeler büyük bir hızla yok olmaktadırlar. Keçi Burcu’nun Mervani’lerden kalan kitabesi yıllar önce birkaç kısım dışında tamamen yok olmuştur. (Fotoğraf 1,2,3,4,5 ).
Bu konudaki bir diğer örnek İç Kale surları üzerindeki Kanuni (Arbetaş) Kitabesidir. Uzun yıllar sur dibindeki bir gecekondunun çatısına komşuluk yapan ve köşesine iliştirilen televizyon anteni birkaç yıl önce vakfımızın gayretleri ile kaldırılan bu kitabenin bazı yerleri fiziki tahribat sonucu bozulmuştur. (Fotoğraf 6)
İç Kale girişindeki Artuklu Kemerinin her iki yanındaki Hayvan kabartmalarının korunması konusunda maalesef çok geç kalınmıştır. Artukoğulları tarafından yapılan ve İki taraflı yırtıcı hayvan motiflerinin işlendiği kabartmalar artık tanınmayacak kadar erimiş bulunmaktadır. (Fotoğraf 7.8 )
Surlardan ayrı olarak Ulu Camideki Romalılardan kalan sütünlar, sütun başlıkları ve bütün avluyu saran Arap dönemi Kufi yazısı ile yazılan kitabeler de yer yer okunamaz hale gelmiştir. (Fotoğraf 9,10 )
Kitabelerdeki bozulmaya canlı bir örnek te Fis Kayası yakınındaki eski Sanat Okulun (Osmanlı döneminde Dar-ul Muallimin) kitabesidir. Bu kitabe özellikle son 10 yılda büyük oranda silinmiştir. (Fotoğraf 11)
ÖNERİLER
Surlar ve tarihi yapılardaki beyaz taştan yapılmış kitabe ve kabartmaların son zamanlarda artan bozulma ve silinmelerinin sebebi muhtemelen hava kirliliği ve yağmur sularının yaptığı kimyasal tahribattır. Buna ilaveten yer yer insanların yaptığı fiziki tahribatlar da bulunmaktadır.
Özellikle Ulu Camide çatıdan gelen yağmur sularının kitabeleri ve bazı sütunları yer yer tamamen erittiği açık olarak görülmektedir. Birkaç yıl önce vakfımızın gayretleri ile Ulu Caminin çatısındaki yağmur suları drenajı çözülmüş ve bu tahribat durdurulmuştur.
Kalkerli taşlarda zamanla meydana gelen yıpranma sorunu, beyaz taş malzemesinin kullanıldığı birçok yapıda da görülmektedir. Ancak Diyarbakır için çok önemli olan bu kitabe ve kabartmaların daha fazla bozulmadan korunması gereklidir. Bu tamamen teknik bir konudur ve bazı bilimsel önlemlerin alınması mümkündür.
Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşların gerekli bilimsel çalışmaları yapmaları ve önlemleri almaları sağlanmalıdır. Bu amaçla bu önemli konu Kültür ve Turizm Bakanlığının, Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Kültür ve Turizm Müdürlüğünün, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ve konu ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının dikkatine sunulmalı ve gerekli araştırmaların yapılması başlatılmalıdır.
Diyarbakır Surları ve tarihi yapıları üzerindeki kitabeler ve kabartmalar ‘Kitabeler Kenti’ Diyarbakır’ın vazgeçilmez tarih,kültür ve estetik değerleridir. Bu değerlerin korunması bu konularla ilgilenen sivil toplum örgütlerinin ve ilgili kurum ve kuruluşlarının vazgeçilmez görevi olmalıdır.
Kaynaklar
1. Berchem M Strygowski : Amida, Heidelberg, Paris, Ernest Lerount, 1910.
2. Gabriel A : Voyages Archeologiques Dans La Turquie Orientale Paris, 1940.
3. Özsezgin K. Diyarbakır Surları (Çeviri : A. Gabriel’den). Diyarbakır Tanıtma, Kültür ve Yardımlaşma Vakıf Yayını. No:4 1993.
4. Değertekin H : Diyarbakır Surlarının Onarım ve Restorasyon Projesi. Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Diyarbakır Şubesi, 1995.
5. Türkiye İş Bankası Diyarbakır Özel Sayısı. Kültür ve Sanat 28 Aralık 1995.
6. Yılmaz Çelik İ : XIX Yüzyılın ilk yarısında Diyarbakır (1790-1840) Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1995.
7. Beysanoğlu Ş : Diyarbakır Tarihi : Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, 1996.
8. Değertekin H: Mardin Kapı Şen Oldu. Diyarbakır Tanıtma,Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Diyarbakır Şubesi,1998
9. Yapı Kredi Bankası Yayınları ‘’Müze Şehir Diyarbakır’’ 2000.
10.Değertekin H : The walls of Diyarbakır. Diyarbakır Promotion and Culture Foundation. 2001.
11.Değertekin H : Diyarbakır Surları. Kitabeler ve Kabartmalar. Diyarbakır Tanıtma, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Diyarbakır Şubesi Yayını,2003.
|